Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

karaltı

karanlığın insanı iyileştiren bir tarafı var. bunu öyle içten bir korkuyla duyumsuyorum ki birden, gözüme değen her desen karaltımın süsü oluyor. sessizlik geliyor önce, gecenin habericisi. insanın kendisiyle tanışma seremonisi. aynalar birdenbire dünyanın avucu oluyor. nereye baksam gözüm oraya ait artık. insan gittikçe birleşiyor dünyayla. gözleri, donuk pınarların akmaya doğan nehirleri. öyle serince uyanıyor uykusundan. elleri, yıllanmış çınarların kuru dallarından. sesleri bastırılmış birer yeryüzü kurdu onlar. hepsi birbirinden habersiz aynı tohumdan büyüme. gözlerinin altı çukur çukur açılmış. kimi buna yaşlanmak demiş, kimi ölmeye yanaşmak. her rengin adını bağırıyor dünya oysa. saçlarının beyazını göklerden indiriyor. tane tane döküyor dünkü yalanlarını. bu insanların damarlarında donan kanların kırmızısı, derilerini yakan bir kızgın ateşten.  Ece Aslan

GEÇİŞ

     Rachel Cusk bize bir sıralı olaylar dizisi vadetmedi. Benim de bu kitap hakkında hissettiklerim ve düşündüklerim onun tarzıyla     örtüşür durumda. Sayfalarında rastladığım cümlelerden başlayıp bu okumanın aylar öncesinde hafifçe şekillenen dağınık düşüncelerimi şimdi bu kitabın bitişiyle bir araya ancak getirebiliyorum. Geçiş’in bende araladığı iki kapı oldu. Burada kitap üzerine yoğunlaşmak yerine bana düşündürttükleri üzerinden ilerleyeceğim.      Kitabın ilk çeyreğinde başkahraman Faye bize bir kuaför bölümünde özgürlükle ilgili düşüncelerini açıyor. Özgürleşen insanın çoğunlukla özgürleştiği şeyden sonra hemen onun bir başka versiyonunu bulmaya eğildiğini söylüyor. Kuaför bölümünün bana asıl sorgulattığı şeyse özgürlüğün yarattığı eylem alanına karşı tutunduğumuz tavırlar, ve gerçek özgürlüğü ne sıklıkla kazanabildiğimiz. Özgürlüğü zihnimde kademelerle ilerleyen bir süreç olarak şekillendiriyorum. Önce kişi kendini kısıtlayan ve kurtulma...